KPSS 2028 hazırlığına şimdi başla!

KPSSly

Türkiye'nin İklimi ve Bitki Örtüsü

KPSS Coğrafya · Bölüm 2 · 65 dakika · İklim ve bitki örtüsü

Türkiye'nin iklimini neden-sonuç ilişkileriyle öğren: sıcaklık haritaları, basınç merkezleri, rüzgârlar, nem, yağış, iklim tipleri ve doğal bitki örtüsü.

İçindekiler · 27 bölüm

İklim ve hava durumu: hangi zaman ölçeğine bakıyoruz?

Hava durumu, bir yerde belirli bir anda veya kısa bir zaman aralığında gözlenen atmosfer koşullarıdır. Bugün Ankara'da yağmur yağması bir hava durumu bilgisidir. İklim ise uzun yıllara ait sıcaklık, yağış, rüzgâr ve diğer hava olaylarının ortalamalarını, değişkenliğini ve mevsimlik düzenini açıklar. İklim değişmez bir özellik değildir; uzun dönemli değişimler gösterebilir.

Bir yerin iklimini yalnızca sıcaklığıyla tanımlayamayız. Sıcaklık, basınç, rüzgâr, nem ve yağış birlikte değerlendirilir. Türkiye'nin iklim çeşitliliğini anlamak için önce enlem, denizellik, yükselti ve dağların uzanışına; sonra bu koşulların iklim elemanlarına etkisine bakacağız.

  • Kısa süreli gözlem: hava durumu. Uzun yılların karakteristik koşulları: iklim.
  • Bir sıcaklık rekoru, yıllık ortalama sıcaklıkla aynı şey değildir.
  • Yağışın toplamı kadar yıl içindeki dağılışı da bitki örtüsü ve tarım için önemlidir.

Mutlak konumun iklime etkisi

Türkiye yaklaşık 36°–42° kuzey enlemleri arasında, Kuzey Yarım Küre'nin orta kuşağındadır. Enlem; Güneş ışınlarının geliş açısını, mevsimlik değişimi ve geniş ölçekli atmosfer dolaşımı içindeki konumumuzu etkiler. Aynı yükselti ve benzer çevre koşullarında güneyden kuzeye gidildikçe sıcaklığın azalması enlemle açıklanır.

  • Mevsimler belirginleşir; orta kuşakta sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşmasına bağlı cephe yağışları görülür.
  • Batı rüzgârları kuşağındaki konum, Türkiye'yi etkileyen hava sistemlerinin hareketinde önemlidir.
  • Türkiye'de Güneş ışınları öğle vakti yıl boyunca genel olarak güneyden gelir. Bu nedenle güney yamaçlar bakı bakımından daha avantajlıdır.
  • Kuzey yönlü rüzgârlar genel olarak serinletici; güney yönlü rüzgârlar genel olarak ısıtıcı etki yapar. Gerçek etki, hava kütlesinin geldiği alan ve mevsime de bağlıdır.
  • Akdeniz iklim kuşağındaki konum, ülkenin her yerinde Akdeniz iklimi yaşandığı anlamına gelmez. Yükselti ve denize uzaklık farklı iklimler oluşturur.

Denizler, kara kütleleri ve yer şekilleri

Denizler karalara göre daha yavaş ısınıp soğur. Kıyılarda bu ısıl dengeleme ve nemlilik, günlük ve yıllık sıcaklık farkını azaltır. İç kesimlerde deniz etkisi zayıfladıkça karasallık artar; yaz-kış farkı belirginleşir. Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olması kıyı iklimlerini etkiler, fakat her kıyının aynı miktarda yağış aldığı sonucu çıkarılamaz.

Kuzey Anadolu Dağları ile Toroslar genel olarak kıyıya paraleldir. Denizden gelen nemli havanın iç kesimlere ulaşmasını sınırlar; denize bakan yamaçlarda yükselmeye bağlı yağış oluşur. Ege'deki dağ ve vadi sistemleri kıyıya daha dik uzandığından deniz etkisi vadi koridorları boyunca içeriye daha kolay sokulur. 80–120 km aralığı yaklaşık bir anlatımdır; sabit bir sınır değildir.

Sibirya ve Balkanlar üzerinden gelen hava kütleleri kışın soğuk koşullar getirebilir. Afrika ve Arabistan kaynaklı hava kütleleri sıcak dönemlerde sıcaklığı artırabilir. Basınç merkezleri, hava kütlelerinin hangi yönden ve hangi özelliklerle geldiğini belirleyen dolaşımın parçasıdır.

EtkenMekanizmaTürkiye'deki sonuç
DenizellikYavaş ısınma-soğuma, nemlilikKıyılarda daha ılıman kış, daha küçük sıcaklık farkı
KarasallıkDeniz etkisinin zayıflamasıİç kesimlerde belirgin sıcaklık farkları
YükseltiYüksekte sıcaklığın genellikle azalmasıDoğu Anadolu'da uzun kış ve daha çok don
Dağların uzanışıNemli havanın önünün kesilmesi veya vadilerden ilerlemesiKaradeniz ve Akdeniz'de kıyı-iç kesim ayrımı; Ege'de içeri sokulan deniz etkisi
BakıYamaçların farklı güneşlenmesiGüney yamaçlarda daha yüksek sıcaklık ve farklı kar sınırı

Yükselti ve bakı: aynı enlemde neden farklı sıcaklıklar var?

Türkiye'nin ortalama yükseltisi genel olarak batıdan doğuya artar. Aynı enlemdeki iki merkezin sıcaklığı farklıysa yükselti, denize uzaklık ve yerel koşullar karşılaştırılır. Çanakkale ile Iğdır'ı yalnızca aynı enlemde bulunmaları üzerinden eşit sıcaklıkta kabul etmek yanlıştır.

Yükselti arttığında kar yağışının payı, donlu günler ve karın yerde kalma süresi genellikle artar. Vejetasyon dönemi ve tarımsal faaliyetlere uygun süre kısalabilir; ürünlerin olgunlaşması gecikebilir. Kalıcı kar sınırı ise yükselti miktarından ayrı olarak sıcaklık, yağış ve bakıyla birlikte değerlendirilir.

Güney yamaçların daha fazla güneşlenmesi, kuzey yamaçlara göre daha sıcak koşullar ve daha yukarıda kar sınırı oluşturabilir. Ancak nemli havaya bakan yamaç ile güneşe bakan yamaç aynı kavram değildir: yağışın fazla olduğu yamaç her zaman en sıcak yamaç değildir.

Yıllık, ocak ve temmuz sıcaklık haritalarını okuma

Gerçek sıcaklık haritası, ölçülen sıcaklıkların dağılışını gösterir; yükselti, enlem ve denizellik etkilerini birlikte taşır. İncelenen gerçek sıcaklık haritaları 1970–2024 döneminin ortalamalarıdır. Bu haritalar güncel bir hava tahmini veya tek bir yılın ölçümü olarak okunmamalıdır.

Yıllık ortalamalarda Akdeniz kıyıları ve güneydeki alçak alanlar daha sıcak, yüksek kuzeydoğu kesimler daha soğuktur. Kıyı Ege'den Erzurum–Kars'a doğru düşüşte yükselti ve karasallık birlikte rol oynar. Benzer kıyı koşullarında güney-kuzey farkında ise enlem öne çıkar.

  • Ocakta kıyılar genellikle iç kesimlerden ılımandır; her iç merkez veya bütün ay için sıfırın altında sıcaklık varsayılmaz.
  • Doğu Karadeniz kıyılarının kışın görece ılıman olmasında denizellik, dağların soğuk hava girişini sınırlaması ve zaman zaman föhn etkisi birlikte değerlendirilir.
  • Temmuzun en sıcak bölgesini yıllık ortalamanın en sıcak merkeziyle veya anlık sıcaklık rekoruyla karıştırma.
HaritaSıcak alanlarSoğuk alanlarTemel açıklama
Yıllık gerçek sıcaklıkAkdeniz kıyıları ve güneydeki alçak kesimlerKuzeydoğu Anadolu'nun yüksek kesimleriEnlem, yükselti ve denizellik birlikte
Ocak gerçek sıcaklıkÖzellikle Akdeniz kıyılarıErzurum–Kars ve yüksek iç kesimlerKışın denizin ılıtıcı etkisi; yükselti ve karasallık
Temmuz gerçek sıcaklıkGüneydoğu Anadolu'nun alçak kesimleriKuzeydoğu Anadolu'nun yüksek kesimleriGüneyde sıcak-kuru hava; kuzeydoğuda yükselti

Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark

İndirgenmiş sıcaklık, bir merkezin deniz seviyesinde olduğu varsayılarak yükselti etkisinin kaldırıldığı hesaplanmış değerdir. KPSS hesaplarında sıcaklığın her 200 metrede yaklaşık 1 °C azaldığı kabulü kullanılır. Bu, ölçümün her durumda aynen izleyeceği fiziksel bir sabit değil, soruda kullanılan yaklaşık yöntemdir.

İndirgenmiş sıcaklık = gerçek sıcaklık + yükselti / 200. Örneğin 1.200 m'deki bir merkezde gerçek sıcaklık 8 °C ise deniz seviyesine indirgenmiş değer yaklaşık 14 °C olur. Gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark yaklaşık 6 °C'dir. Yükselti arttıkça bu fark büyür; kıyıda ve alçak alanlarda küçülür.

İndirgenmiş haritada enlem, denizellik ve karasallık etkileri devam eder. Ocak haritasında kuzeydoğunun soğukluğu yalnızca yükseltiyle açıklanamaz; karasallık da önemlidir. Temmuz indirgenmiş haritasında Karadeniz kıyılarının görece serinliği ve Güneydoğu'nun sıcaklığı, yükselti dışındaki etkenlerle yorumlanır.

Sıcaklık farkları, don ve günlük yaşam

Günlük sıcaklık farkı gün içindeki, yıllık sıcaklık farkı en sıcak ve en soğuk ayların ortalamaları arasındaki farktır. Nemli kıyılarda deniz ve atmosfer koşulları bu farkları sınırlar. Türkiye'de Karadeniz kıyıları küçük sıcaklık farklarıyla; Doğu Anadolu'nun karasal yüksek kesimleri büyük yıllık farklarla öne çıkar.

Don, sıcaklığın donma koşullarına düşmesiyle özellikle tarım açısından önem taşır. Yüksek Doğu Anadolu'da don riski ve donlu dönem uzun; Akdeniz kıyılarında genellikle daha kısadır. 150 gün ve 1–2 gün gibi öğretim örnekleri bütün bir bölgeye veya her yıla uygulanan sabit değerler değildir. İstasyon ve döneme göre değişir.

Uzun donlu dönem toprağın işlenmesini, yetiştirilebilen ürünleri ve tarımsal faaliyet süresini sınırlar. Ilıman Akdeniz kıyıları seracılık ve turunçgil için daha elverişlidir; yine de yerel veya geç don riski tamamen yok değildir. Kalın duvar, küçük pencere gibi geleneksel yapı tercihleri de soğuk koşullarla ilişkilendirilebilir.

Alçak ve yüksek basınçta hava hareketleri

Atmosfer basıncı, hava sütununun uyguladığı basınçtır. Yüzeyde alçak basınç çevreden hava toplar; yüksek basınç çevresine hava gönderir. Alçak basınçta yükselme, yüksek basınçta alçalma hareketi belirgindir. Yükselen hava soğuyup yeterli nem varsa bulut ve yağış oluşturabilir; her alçak basıncın mutlaka yağışlı olduğu söylenemez.

ÖzellikAlçak basınçYüksek basınç
Düşey hareketYükseliciAlçalıcı
Yüzeyde yatay hareketÇevreden merkezeMerkezden çevreye
Genel hava eğilimiNem varsa bulutlanma ve yağışa uygunGenellikle daha açık, kararlı hava
Kuzey Yarım Küre'de dönüşSaat yönünün tersineSaat yönünde

Türkiye'yi etkileyen dört basınç merkezi

Türkiye kışın kutupsal, yazın tropikal hava kütlelerinin etkisine daha açıktır. Sibirya, İzlanda, Asor ve Basra merkezlerini mevsim, basınç türü ve hava özellikleriyle birlikte öğrenmek, isim ezberinden daha yararlıdır. Merkezler her gün aynı konumda veya aynı kuvvette kalmaz.

  • Termik: sıcaklık farkına bağlı. Dinamik: atmosfer dolaşımındaki hava hareketlerine bağlı.
  • Yüksek basınç 'her zaman soğuk' değildir: Sibirya soğuk, Asor yaz kuraklığıyla ilişkili bir yüksek basınç merkezidir.
  • Alçak basınç 'her zaman yağış' değildir: Basra'nın etkisindeki sıcak-kuru koşullarda nem yetersiz kalabilir.
MerkezTürÖne çıkan mevsimTürkiye'deki genel etki
SibiryaTermik yüksek basınçKışSoğuk ve çoğunlukla kuru hava; sert kış koşulları
İzlandaDinamik alçak basınçKışÖzellikle kıyılarda daha ılık, yağışlı hava sistemleri
AsorDinamik yüksek basınçYazAlçalıcı hava ve kararlılık; Akdeniz'de yaz kuraklığını destekler
BasraTermik alçak basınçYazArabistan çevresinde ısınma; güneydoğuda sıcak-kuru koşulları destekler

Türkiye'de rüzgâr yönleri ve yerel adlar

Rüzgâr, hava basıncı farkıyla oluşan yatay hava hareketidir ve geldiği yönün adıyla anılır. Kuzeydoğudan esen poyraz, havayı kuzeydoğuya götüren değil kuzeydoğudan getiren rüzgârdır. Türkiye'de kuzeyli ve güneyli rüzgârların genel sıcaklık etkisi enlem ve hava kütlesinin özellikleriyle açıklanır.

  • Ka–Yı–P: Karayel, Yıldız, Poyraz; kuzeyli rüzgârlar için hatırlatma.
  • Sa–Kı–L: Sam yeli, Kıble, Lodos; güneyli rüzgârlar için hatırlatma.
  • Etezyen, özellikle yazın Ege'de kuzeyden güneye doğru etkili olan rüzgârdır; alizeyle aynı değildir.
  • Rüzgâr frekans gülü, rüzgârın hangi yönden daha sık estiğini gösterir. Boğazlar ve vadiler rüzgârı kanalize edebilir. Sadece enlemden hâkim rüzgâr yönü bulunamaz.
Geldiği yönAdıGenel etki
KuzeybatıKarayelGenellikle serinletici / soğutucu
KuzeyYıldızGenellikle serinletici / soğutucu
KuzeydoğuPoyrazGenellikle serinletici / soğutucu
BatıGünbatısıHava kütlesine göre değişir
DoğuGündoğusuHava kütlesine göre değişir
GüneybatıLodosGenellikle ısıtıcı; deniz üzerinden gelirse nemli olabilir
GüneyKıbleGenellikle ısıtıcı
GüneydoğuKeşişleme / sam yeliGenellikle sıcak ve kuru
Rüzgâr yönleri: I Karayel, II Yıldız, III Poyraz, IV Keşişleme, V Kıble, VI Lodos. Oklar havanın geldiği yönü gösterir.
Rüzgâr yönleri: I Karayel, II Yıldız, III Poyraz, IV Keşişleme, V Kıble, VI Lodos. Oklar havanın geldiği yönü gösterir.

Meltemler, imbat ve föhn

Meltemler günlük ısınma-soğuma farklarının oluşturduğu yerel rüzgârlardır. Gündüz kara daha hızlı ısındığında denizden karaya; gece kara daha hızlı soğuduğunda karadan denize eserler. Ege kıyılarında deniz meltemi imbat adıyla bilinir. Dağ ve vadi yamaçlarının gün içindeki ısınması da yerel basınç farkları oluşturur.

Föhn, dağ yamacından alçalan havanın sıkışarak ısınması ve bağıl neminin azalmasıyla oluşan sıcak-kuru rüzgârdır. Havanın dağın rüzgâr alan yamacında yükselip yağış bırakması, öteki yamacın daha kuru kalmasına katkı sağlayabilir. Föhn, kuzeyden gelen bir rüzgârın bile yerel olarak ısıtıcı olabileceğini gösterir.

Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar çevresinde föhn görülebilir. Doğu Karadeniz kıyılarındaki yerel ılıman koşullar, kıyı-deniz etkisi ve dağların koruyuculuğuyla birlikte değerlendirilir. Rize çevresinde sınırlı turunçgil yetiştiriciliği, ülkenin tamamındaki iklimi temsil etmeyen yerel koşullara örnektir.

Yerel rüzgârZaman / süreçYön
Deniz meltemi (Ege'de imbat)Gündüz karanın hızlı ısınmasıDenizden karaya
Kara meltemiGece karanın hızlı soğumasıKaradan denize
Vadi meltemiGündüz yamaçların ısınmasıVadiden dağa / yamaç yukarı
Dağ meltemiGece yamaçların soğumasıDağdan vadiye / yamaç aşağı
FöhnDağdan alçalan havanın sıkışarak ısınmasıDağın alçalan hava alan yamacı boyunca

Mutlak, maksimum ve bağıl nem

Nem, atmosferdeki su buharıdır. Nemli atmosfer, bulutluluk ve denizellik sıcaklık farklarını sınırlandırabilir. Doğu Karadeniz'in küçük, Erzurum–Kars'ın büyük sıcaklık farkları karşılaştırılırken nemin yanında yükselti ve denize uzaklık da dikkate alınır.

Mutlak nem, birim hacimde bulunan su buharının miktarıdır; okul düzeyinde ile ifade edilir. Maksimum nem, belirli sıcaklıkta doymaya karşılık gelen su buharı miktarıdır. Sıcaklık yükseldiğinde doyma için gereken miktar artar; fakat havaya yeni su buharı eklenmedikçe mevcut mutlak nemin de mutlaka artacağı söylenemez.

Bağıl nem, mevcut su buharının aynı sıcaklıkta doymuş havadaki değere oranının yüzde ifadesidir. Ders sorularında bağıl nem = mutlak nem / maksimum nem × 100 şeklinde hesaplanır. Mutlak nem 8 , maksimum nem 20 ise bağıl nem %40, doyma açığı 12 olur. Mutlak nem değişmeden hava soğursa maksimum nem azalır ve bağıl nem artar.

  • Sıcak ve denize yakın Akdeniz kıyıları mutlak nem; sıcak Güneydoğu yazın yüksek doyma miktarıyla ilişkilendirilir.
  • Karadeniz yüksek bağıl nem ve bulutlulukla öne çıkar. Güneydoğu'da yazın bağıl nem genellikle düşüktür.
  • Soğuk olması, Doğu Anadolu'nun her zaman en yüksek bağıl neme sahip olduğu anlamına gelmez; mevcut su buharı da hesaba katılır.
KavramSorudaki karşılığıTemel ayrım
Mutlak nemHavada bulunan su buharıSu kaynağı ve buharlaşma önemlidir; sıcaklık tek başına belirlemez
Maksimum nemBelirli sıcaklıktaki doyma miktarıSıcaklık yükseldikçe artar
Bağıl nemDoygunluğa yakınlığın yüzdesiMutlak nem sabitse sıcaklıkla ters yönde değişir

Yamaç, yükselim ve cephe yağışları

Yağışın oluşmasında nemli havanın soğuması önemlidir. Hava dağ yamacında zorlanarak, yerden ısınarak veya bir cephe boyunca yükselerek soğuyabilir. Türkiye'de bu üç mekanizma da görülür. Yağışın oluşum nedeni ile yağmur, kar veya dolu gibi yere düşüş biçimi farklı sınıflandırmalardır.

  • İç Anadolu'nun ilkbahar sağanakları kırkikindi yağışları olarak bilinir.
  • Cephede daha yoğun soğuk hava, sıcak havayı yükselmeye zorlar.
  • Dağların denize bakan her yamacının aynı miktarda yağış alması beklenmez; rüzgâr yönü ve nem taşınması önemlidir.
Yağış türüYükselmenin nedeniYer ve mevsim örneği
Orografik / yamaçNemli havanın dağa çarpıp yükselmesiDoğu ve Batı Karadeniz; Toroslar ve Amanosların nemli havaya açık yamaçları
Konveksiyonel / yükselimYüzeyin ısıttığı havanın yükselmesiİç Anadolu'da ilkbahar; Erzurum–Kars'ta yaz
Cephe / frontalFarklı sıcaklıktaki hava kütlelerinin karşılaşmasıTürkiye'nin orta kuşak konumu; Akdeniz ve Ege'de özellikle kış

Türkiye'de yağışın dağılışı ve yağış gölgesi

Yağış dağılışını denize uzaklık tek başına açıklamaz. Nemli hava akışına açık olmak, dağların yüksekliği ve uzanışı, havanın yükselmesi ve çukur sahaların yağış gölgesinde kalması birlikte değerlendirilir. Karadeniz kıyıları genel olarak çok yağışlıdır; İç Anadolu geniş yarı kurak alanlarıyla öne çıkar.

Doğu Karadeniz'de özellikle Rize çevresi, Batı Karadeniz'de Zonguldak çevresi, Menteşe–Muğla, Antalya ve Amanosların denize açık yamaçları bol yağış örnekleridir. Yıldız Dağlarının Karadeniz'e bakan yamaçları ve Hakkâri'nin yüksek kesimleri de çevre koşullarıyla birlikte yağışlı sahalar arasında değerlendirilir. Orta Karadeniz kıyıları yağışlı olmakla birlikte Doğu ve Batı Karadeniz'e göre genel olarak daha az yağış alır.

Tuz Gölü çevresi, Ergene Havzası, Malatya ve Iğdır ovaları az yağışla ilişkilendirilen örneklerdir. Bunların ortak özelliği tek bir etken değildir: iç konum, çevre dağları, alçak-çukur alan ve yağış gölgesi farklı ağırlıklarda rol oynar. Iğdır'ın doğuda olmasına rağmen az yağış alması, 'doğuya gittikçe yağış mutlaka artar' genellemesini çürütür.

Türkiye'deki iklim tiplerini karşılaştırma

İklim tipi sorularında sıcaklık, yağışın mevsimlik düzeni ve doğal bitki örtüsü birlikte okunur. Türkiye'deki beşli karşılaştırma; Karadeniz, Akdeniz, yarı kurak karasal, sert karasal ve Marmara geçiş koşullarını ayırt etmeye yardımcı olur. Bölge sınırları, iklim sınırlarıyla birebir örtüşmez.

İklimYağışın yoğunlaştığı mevsimGörece az yağışDoğal bitki örtüsüBaşlıca saha
KaradenizGenellikle sonbaharGenellikle ilkbahar; kurak mevsim belirgin değilNemli ormanKaradeniz kıyıları
AkdenizKışYazKızılçam ormanları ve makiAkdeniz ve Ege kıyıları; Güney Marmara ve bazı güneybatı iç kesimler
Yarı kurak karasal / stepGenellikle ilkbaharYazBozkırİç Anadolu; Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun uygun iç kesimleri
Sert karasalYazKışYaz yağışlarıyla gelişen çayırlar; yükseklerde alpin çayırErzurum–Kars çevresi
Marmara geçişGenellikle kışGenellikle yazOrman, maki ve yer yer garigMarmara'nın konumuna göre değişen alt sahaları

Karadeniz iklimi ve Rize grafiğini yorumlama

Karadeniz kıyılarında nem ve yağış fazladır, belirgin yaz kuraklığı görülmez. Günlük ve yıllık sıcaklık farkları küçüktür. Bulutluluk fazla olduğundan güneşlenme süresi görece kısadır. Genel ders karşılaştırmasında en yağışlı mevsim sonbahar, daha az yağışlı mevsim ilkbahardır; merkezler arasında ayrıntı farkları bulunur.

Rize örneğinde sıcaklık eğrisi kışın görece ılıman, yazın daha sıcak bir düzen gösterirken yağış sütunları yıl boyunca devam eder. Sonbahardaki yağış artışı ve yazın yağışın kesilmemesi ayırt edicidir. Grafik yalnızca 'çok yağış var' diye değil, kurak ay olup olmadığı ve sıcaklık farkıyla birlikte okunur.

Karadeniz içinde genel yağış sıralaması Doğu, Batı ve Orta Karadeniz biçimindedir. Kıyıdan içeriye geçildiğinde deniz etkisi zayıflayıp karasallık artar; orman örtüsü seyrekleşebilir. Yükseltide geniş yapraklı, karışık ve iğne yapraklı orman kuşaklarının üzerinde dağ çayırları görülür.

Akdeniz iklimi ve Antalya grafiğini yorumlama

Akdeniz ikliminde yazlar sıcak-kurak, kışlar ılık-yağışlıdır. Yazın Asor yüksek basıncıyla ilişkili alçalıcı-kararlı hava, kışın cephe sistemleri yağış düzeninde önemlidir. Akdeniz kıyıları, kıyı Ege ve Güney Marmara'da etkili olur; içeriye ve yükseğe gidildikçe özellikleri değişir. Güneydoğu Anadolu'nun batısında da Akdeniz etkileri görülebilir.

Antalya örneğinde yağış sütunları kışın yükselir; yaz aylarında belirgin biçimde azalır. Sıcaklık eğrisi yazın yükselirken kışın kıyı koşulları nedeniyle çok düşmez. Bu nedenle yağışın az olduğu dönemin en sıcak döneme denk gelmesi Akdeniz iklimini tanımada güçlü bir ipucudur.

Doğal orman türlerinden kızılçam bu iklimle ilişkilidir. Tahribat veya yerel koşullara bağlı maki toplulukları yaygındır. Ilıman kış; turunçgil, zeytin ve seracılık için avantaj sağlar. Makiyi bu iklimin tek doğal bitki örtüsü, turunçgili de kendiliğinden oluşan bir maki türü olarak kabul etmemek gerekir.

Konya'da step, Kars'ta sert karasal iklim

Yarı kurak karasal iklimde yıllık yağış düşüktür ve genellikle ilkbaharda yoğunlaşır. İç Anadolu bunun temel örneğidir; Güneydoğu'nun iç kesimleri ve Doğu Anadolu'nun Erzurum–Kars dışındaki uygun sahaları da bu genel karşılaştırmada yer alır. Kış soğukları ile yaz kuraklığı belirgindir. İlkbaharda yeşerip yazın kuruyan bozkır, küçükbaş hayvancılıkla ilişkilendirilir.

Konya grafiğinde yazın sıcaklığın artmasıyla yağışın azalması; yağışın ilkbaharda görece artması beklenir. Bu grafik Akdeniz grafiğine bazı yönlerden benzese de kış sıcaklığı daha düşük, toplam yağış daha az ve en yağışlı dönem ilkbahardır.

Erzurum–Kars çevresindeki sert karasal koşullarda yükselti ve denize uzaklık birlikte etkilidir. Kış uzun, soğuk ve donlu; yaz kısa ve görece serindir. Yağışın yaz döneminde artması çayırların gelişmesini destekler. Kars grafiğinde kış sıcaklıklarının sıfırın altına inmesi, geniş yıllık sıcaklık aralığı ve yaz yağışları ayırt edicidir.

Kuzeydoğu Anadolu'nun çayırları büyükbaş hayvancılık için elverişli otlaklardır. Alpin çayır, özellikle ağaç yetişme sınırının üzerindeki yüksek dağ örtüsüdür; her plato çayırını yalnızca alpin olarak adlandırmak yerine yükselti ve yerel koşulları da kontrol etmek gerekir.

Marmara geçiş iklimi ve mikroklima

Marmara; Akdeniz, Karadeniz ve karasal etkilerin karşılaştığı bir geçiş alanıdır. Kuzey kıyılarında Karadeniz etkisi, güneyde Akdeniz etkisi, iç ve batıdaki bazı sahalarda karasallık belirginleşir. Bu nedenle Marmara için bütün merkezlerde aynı sıcaklık-yağış grafiği varsayılamaz. Genel karşılaştırmada kış yağışları ve yazın göreli azalış öne çıkar.

Mikroklima, çevresinden farklı iklim koşulları gösteren küçük bir sahayı anlatır. Korunaklı vadi, bakı, deniz etkisi veya yerel rüzgârlar buna yol açabilir. Doğu Karadeniz kıyılarındaki bazı ılıman sahalar ve çevresi yüksek dağlarla çevrili Iğdır Ovası, yerel koşulları sorgulamak için yararlı örneklerdir. Mikroklima, tek başına 'sıcak yer' anlamına gelmez; farklılık soğuk veya nemli yönde de olabilir.

Bitki örtüsünü iklimle birlikte okuma

Doğal bitki örtüsü; sıcaklık, yağışın miktarı ve mevsimlik dağılışı, toprak, yükselti ve bakının ortak sonucudur. Türkiye'de kısa mesafelerde değişen koşullar tür ve topluluk çeşitliliğini artırır. Tür çeşitliliğinin yüksek olması, her yerde sık ve kesintisiz bitki örtüsü bulunduğu anlamına gelmez. Orman tahribatı, yangın, tarım ve otlatma mevcut örtüyü değiştirebilir.

Kıyıdaki nemli orman, Akdeniz çalılığı, iç kesim bozkırı ve yüksek dağ çayırı farklı çevre koşullarını temsil eder. Bir haritada bitkinin görüldüğü yer soruluyorsa önce su isteği, yaz kuraklığına dayanıklılık, kış soğukları ve yükselti düşünülmelidir. Tarım ürünüyle doğal bitki topluluğu aynı sınıflandırma değildir.

Ormanlar: geniş yapraklı, iğne yapraklı ve dikey kuşaklar

Türkiye'de kıyı dağlarının nemli havaya açık yamaçları orman için elverişlidir. İç kesimlerde çevresine göre daha nemli yüksek sahalar ve uygun vadiler orman adaları oluşturabilir. Karadeniz ormanlarının gelişmesinde düzenli yağış; Akdeniz ormanlarında yaz kuraklığına dayanıklılık belirleyicidir.

Geniş yapraklı türlere meşe, kayın, gürgen, kestane, kızılağaç, ıhlamur ve akçaağaç örnek verilir. Meşe iç kesimlerde, kayın kuzeyin nemli sahalarında önemlidir. İğne yapraklılara kızılçam, karaçam, sarıçam, göknar, ladin ve sedir örnek verilir. İğne yapraklı olmak yalnızca soğuk iklim demek değildir: kızılçam sıcak Akdeniz koşullarında yetişir.

Kızılçam Akdeniz ve Ege'nin sıcak alt kuşaklarında; karaçam daha serin dağlık alanlarda; sarıçam yüksek ve soğuk kuzey/iç kesimlerde öne çıkar. Ladin Doğu Karadeniz'in nemli dağlarında, sedir Toroslarda tanınan örneklerdir. Göknar ve ardıcın dağılışı tür ve yerel koşullara göre değişir.

Nemli dağ yamaçlarında aşağıdan yukarıya geniş yapraklı, karışık, iğne yapraklı orman ve dağ çayırı sıralaması görülebilir. Bu bir öğretim modeli olup bütün dağlarda aynı metrede başlayan kuşaklar oluşturmaz. Enlem, bakı ve nem ağaç sınırını değiştirir.

Yükseldikçe geniş yapraklı, karışık, iğne yapraklı orman ve dağ çayırı kuşakları. Şemadaki metreler örnektir; kuşak sınırları her yerde aynı değildir.
Yükseldikçe geniş yapraklı, karışık, iğne yapraklı orman ve dağ çayırı kuşakları. Şemadaki metreler örnektir; kuşak sınırları her yerde aynı değildir.

Maki, garig ve psödomaki arasındaki fark

Maki, Akdeniz koşullarına uyum sağlamış, çoğu herdem yeşil ve sert yapraklı çalı/ağaççık topluluğudur. Kızılçam ve uygun meşe ormanlarının tahrip edildiği sahalarda yaygınlaşabilir. Zeytin, defne, keçiboynuzu, menengiç, kermes meşesi, zakkum, akçakesme ve tesbih çalısı derslerde kullanılan örneklerdir.

Maki kuşağının üst sınırı genel olarak güneyden kuzeye azalır. Temel karşılaştırmada Akdeniz için yaklaşık 800 m, Ege için 600 m ve Marmara için 400 m kullanılır. Bunlar enlem-sıcaklık ilişkisini gösteren yaklaşık öğretim değerleridir; tür, bakı ve yerel koşullara göre sınır değişir.

Garig, makinin de tahrip olduğu alanlarda gelişebilen daha kısa, seyrek ve kuraklığa dayanıklı çalılık örtüdür. Kekik, lavanta, funda ve abdestbozan gibi örneklerle açıklanır. Psödomaki (yalancı maki) ise Karadeniz'in nemli ormanları tahrip edildiğinde ortaya çıkan çalı topluluklarıdır; makiye benzese de nemli iklim kökeni ve tür bileşimi farklıdır. Fındık ve bazı yaprak döken çalı/ağaççıklar bu karşılaştırmada anılır.

DönüşümOrtaya çıkan örtüAyırt edici saha
Akdeniz ormanının tahribatıMakiYaz kuraklığı görülen Akdeniz etkili sahalar
Maki topluluklarının tahribatıGarigDaha seyrek ve kısa çalılık sahalar
Nemli Karadeniz ormanının tahribatıPsödomakiKaradeniz koşulları
İç kesim ormanının tahribatıAntropojen bozkırİnsan etkisiyle ağaç örtüsünü kaybeden sahalar

Doğal bozkır, antropojen bozkır ve dağ çayırı

Bozkır (step), yarı kurak alanlarda ilkbaharda yeşerip yaz kuraklığında sararan otsu örtüdür. İç Anadolu başlıca yayılış alanıdır. Geven, yavşan otu, çoban yastığı, sığır kuyruğu, koyun yumağı ve gelincik gibi bitkiler bozkır sorularında örneklenir. Bu örtü küçükbaş hayvancılık açısından önemlidir.

Doğal bozkır, iklim ve diğer doğal koşullar nedeniyle oluşur. Antropojen bozkır, daha önce orman bulunabilecek bir sahanın insan etkisiyle ağaç örtüsünü kaybetmesi sonucunda ortaya çıkar. İç Anadolu ve Ergene'de örnekleri bulunur; Tuz Gölü çevresindeki bütün bozkırları veya bütün İç Anadolu'yu tek başına antropojen saymak doğru değildir.

Dağ çayırları, yüksek dağlarda ağaç sınırının üstünde; plato çayırları ise özellikle yazın nemli kuzeydoğu sahalarda gelişebilir. Kuzey Anadolu Dağları, Torosların yüksekleri ve Erzurum–Kars çevresi karşılaştırmada öne çıkar. Yaklaşık 2.000 m örneği her yerde aynı sınır değildir. Kardelen, mine, düğün çiçeği, taşkıran ve yıldız otu gibi örnekler yüksek saha bitkilerini tanımaya yardımcı olur. Çayırlar büyükbaş hayvancılık ve yaylacılıkla ilişkilidir.

Endemik, relikt ve anıt ağaç kavramları

Endemik, doğal yayılışı belirli bir coğrafi alanla sınırlı olan tür veya alt türdür. Relikt (kalıntı), geçmiş dönemlerde daha geniş yayılışı bulunan, değişen koşullar sonrasında uygun yerel sahalarda yaşamaya devam eden bitki veya topluluktur. Bir tür, ele alınan coğrafi ölçeğe bağlı olarak her iki açıdan da değerlendirilebilir. Bir ağaç cinsinin bütün türlerine tek bir etiket vermek doğru değildir.

Toroslar ve diğer dağlık sahalar yükselti, izolasyon ve habitat çeşitliliği sayesinde endemizm açısından önemlidir. Bitki örneklerini yer ilişkisiyle öğren: sığla–Köyceğiz, kasnak meşesi–Göller Yöresi, Datça hurması–Datça/Teke çevresi, Kazdağı göknarı–Kaz Dağları, Eber sarısı–Afyon çevresi, Antalya çiğdemi–Antalya ve Anadolu glayölü–Batı Toroslar.

Diğer yayılış örnekleri arasında İspir meşesi için Kastamonu–Yozgat, şakayık için Antalya, kral eğreltisi için Doğu Karadeniz ve ters lale için Tunceli–Hakkâri–Van örneklerini verir. Bu yayılış örneklerinin hepsi 'dünyada sadece Türkiye'de yetişir' sonucuna dönüştürülmemelidir. Özellikle ortak adlar birden fazla taksonu kapsayabilir; Datça hurması gibi bazı türlerin Türkiye dışında da doğal yayılışı bulunur. Reliktlik, bir yerdeki kalıntı topluluk için de kullanılan bir kavramdır.

Anıt ağaç; yaşı, boyutu, tarihî veya kültürel değeri gibi nitelikleriyle önem taşıyan ağaçtır. Çamlıyayla'daki yaşlı ardıçlar ve Bursa ile Çanakkale'deki yaşlı ağaçlar anıt ağaç örnekleri arasında yer alır. Bir ağacın anıt niteliği, endemik veya relikt olmasıyla aynı kavram değildir; resmî yaş ve tescil bilgileri ayrıca doğrulanmalıdır.

Harita ve grafik soruları için kontrol sırası

İklim grafiğinde ayları, sıcaklık ve yağışın ayrı eksenlerini, sıcaklık eğrisini ve yağış sütunlarını sırayla kontrol et. Eksenleri görmeden sayısal tahmin yapma. Rize, Antalya, Konya ve Kars örneklerinde amaç mevsimlik düzeni ayırt etmektir; grafiklerden okunmayan aylık değerleri ezbere üretmek değildir.

  • Rize: bütün mevsimlerde yağış ve küçük sıcaklık farkı; belirgin yaz kuraklığı yok.
  • Antalya: kış yağışları, sıcak ve kurak yaz; kıyıda ılıman kış.
  • Konya: az yağış, ilkbahar artışı, kurak yaz ve soğuk kış.
  • Kars: uzun soğuk kış, geniş sıcaklık aralığı ve yaz yağışları.
  • Sıcaklık haritası: gerçek mi indirgenmiş mi? Aynı enlem veya yükseltide karşılaştırma var mı?
  • Yağış haritası: nemli havaya açık yamaç mı, dağlarla çevrili çukur saha mı?
  • Bitki haritası: yaz kuraklığı, nemli orman, tahribat veya ağaç sınırı mı sorgulanıyor?
  • Rüzgâr gülü: yönün sıklığını oku; gülü sıcaklık grafiği veya doğrudan basınç haritası gibi yorumlama.

Çözümlü pekiştirme soruları

Aşağıdaki sorular sıcaklık, rüzgâr, yükselti, yağış, bitki örtüsü ve nem konularını pekiştirir. Bunlar KPSSly çalışma sorularıdır; yayımlanmış ÖSYM sorusu olarak sunulmaz.

SORU - CEVAP · 1

Ocakta ılıman bir Ege kıyısı ile yüksek Hakkâri kesimleri arasındaki sıcaklık farkını öncelikle hangi etkenler açıklar?

SORU - CEVAP · 2

Ege'de özellikle yazın kuzeyden güneye etkili olan rüzgârın adı nedir?

SORU - CEVAP · 3

Aynı indirgeme yöntemiyle hesaplandığında gerçek ve indirgenmiş sıcaklık arasındaki fark nerede en küçüktür?

SORU - CEVAP · 4

Rize kıyısı, Antalya'nın nemli yamacı, Menteşe, Tuz Gölü çevresi ve Hakkâri'nin yüksek yamacı karşılaştırıldığında az yağışlı saha hangisidir?

SORU - CEVAP · 5

Geven, yavşan otu ve çoban yastığıyla anlatılan bitki topluluğu hangi ortamla ilişkilidir?

SORU - CEVAP · 6

Mutlak nemi 6 ve maksimum nemi 12 kabul edilen havanın bağıl nemi nedir?

Hızlı tekrar: karıştırılan ayrımlar

Konuyu tekrar ederken yer adından önce mekanizmayı hatırla. Bir kıyının ılımanlığı denizellik; yüksek bir merkezin soğukluğu yükselti; sıcak havanın doyma miktarı nem kapasitesi; dağdan alçalan havanın ısınması föhn ile açıklanır. Aynı soruda birden fazla etken birlikte çalışabilir.

  • Yazın en sıcak geniş saha: alçak Güneydoğu; kışın ılıman kıyı: Akdeniz.
  • İndirgenmiş haritada yükselti etkisi kaldırılır; karasallık kaldırılmaz.
  • Asor–Basra yaz; Sibirya–İzlanda kış karşılaştırması.
  • Orografik: dağa bağlı yükselme. Konveksiyonel: ısınan havanın yükselmesi. Cephe: hava kütlelerinin karşılaşması.
  • Mutlak nem mevcut miktar; maksimum nem sıcaklığa bağlı doyma miktarı; bağıl nem oran.
  • Akdeniz kış, step ilkbahar, sert karasal yaz yağışıyla; Karadeniz yıl boyu yağışla ayırt edilir.
  • Orman → maki → garig tahribat dizisi, nemli orman → psödomaki ve iç orman → antropojen bozkırla karıştırılmaz.
  • Endemik yayılış sınırıyla, relikt geçmiş iklimin kalıntısıyla, anıt ağaç yaş ve diğer özel değerlerle ilgilidir.

Türkiye'nin İklimi ve Bitki Örtüsü: öğrendiklerinizi pekiştirin

Konu anlatımını tamamladıktan sonra çözümlü sorulara dönerek işlem adımlarını kontrol edin.